filmov
tv
PERRAN KUTMAN KİMDİR? Yeşilçam'ın En Sevimli Çirkefi Perran Kutman Aslında Kim?
![preview_player](https://i.ytimg.com/vi/piC24waI750/maxresdefault.jpg)
Показать описание
Perran Kanat… Yani hepimizin tanıdığı ismiyle Perran Kutman… O doğduğunda takvimler 30 Kasım 1949’u gösteriyordu.
Sabriye Hanım ve Rıdvan Bey’in tek çocukları olarak, İstanbul Aksaray’daki 11 odalı bir konakta dünyaya geldi.
Ancak dünyaya gelişi bir hayli sancılıydı. Annesi doğumdan önce tam üç gün üç gece sancılar çekti. Hatta Sabriye Hanım’ın bu sancılar sırasında “Bir doğsun, yüzüne tokat atacağım” dediği bile söylenmiştir.
Sabriye Hanım, ilk göz ağrısına Pervane anlamına gelen Perran ismini verdi.
Ailenin tek çocuğu olduğu için el bebek gül bebek büyütüldü. Bir dediği iki edilmedi.
Güzel bir çocukluk geçirdi ama bir o kadar da yalnızdı. Çünkü ailesi terbiyesinin bozulmaması için kimseyle görüşmesine izin vermediği gibi, sokağa çıkmasına da müsaade etmedi.
Yaşadığı bu yalnızlık içinde oyuncakları ve evdeki çeşitli eşyalar onun arkadaşları olmuştu. Derdini, sevincini evdeki masanın bacaklarına anlatıyordu. Kendi kendine konuşup, kendi kafasında kurduğu karakterlerin taklitlerini yapıyordu. Küçük Perran, içindeki cevheri yavaş yavaş ortaya çıkarıyordu.
8 yaşına geldiğinde annesi ve babası boşanmasına rağmen, hiç travma yaşamadı. Çünkü Sabriye Hanım ve Rıdvan Bey, dostça ayrılıp, arkadaş kalmasını bildi.
Anne ve babasının yoğun iş temposundan dolayı, 15 yaşına kadar babaannesinin yanında yaşadı.
Aynı odada koyun koyuna yattılar. Birbirlerine çok düşkünlerdi. Hatta babaannesi Perran’ı, Kraliçe Elizabeth’in oğlu ile evlendirme hayalleri kuruyordu. Çünkü onun torunu, canının içi kızı, bir prensesti.
Bir gün annesinin evindeyken, yine kendi kafasında kurduğu karakterlerin taklitlerini yapıyordu. Annesinin arkadaşı durumu fark edince “Konservatuvara yolla bu kızı, harcanmasın” dedi. Fakat, Perran’ın aklında ne oyunculuk ne de konservartuvar vardı. Onun tek amacı Minibüs şoförü Enver’le evlenmekti….
Usta oyuncu, Hürriyet’ten İzzet Çapa’ya verdiği röportajında Enver’i şöyle anlatıyor;
“Öyle biri yok canım. Enver adında bir minibüs şoförüyle evlenmek en büyük hayalimdi. Adamın ismi niye Enver, o da belli değil. Evlenelim, bir gecekonduya yerleşelim, bir divanımız olsun, ben o divanı fırfırlı örtülerle süsleyeyim istiyordum.”
Genç Perran, ailesinin zoruyla, İstanbul Belediye Konservatuvarına kayıt oldu. Fakat İstanbul’dan önce Ankara’ya başvuran Perran sınavlar sırasında ismini bile unuttu. Konservatuvarı o kadar çok istemiyordu ki İstanbul’da eğitimine başladığı sırada okuldan kaçmasın diye yengesi kantinde nöbet bile tuttu. Usta oyuncu o günleri İzzet Çapa’ya şöyle anlatıyor;
“Ankara’da imtihan sırasında o koca sahneye tek başıma çıktım. Hastaydım, ateşim vardı. “Adınız?” dediler... Ulan neydi benim adım? Bir kez daha sordular, benden tık yok. Üçüncü defa “Adınız?” diye bağırdılar, yine cevap alamayınca “Buyrun çıkın” dediler. Adını bilmeyenden hayır mı gelir?”
Zaten istemediği için konservatuvardaki ilk günleri çok sıkıcı geçmiş, hiç sevmemişti. Fakat zaman ilerledikçe alıştı, alıştıkça da sevdi. Henüz öğrenciyken tiyatro sahnelerine adım attı. 1967’de konservatuvardan mezun oldu ve hemen sonra Ulvi Uraz Tiyatrosu’na geçti. Usta oyuncu, ilerleyen yıllarda verdiği bir röportajında şunları söylemişti;
#PerranKutman #PerranKutmanKimdir #HayatBilgisi
Sabriye Hanım ve Rıdvan Bey’in tek çocukları olarak, İstanbul Aksaray’daki 11 odalı bir konakta dünyaya geldi.
Ancak dünyaya gelişi bir hayli sancılıydı. Annesi doğumdan önce tam üç gün üç gece sancılar çekti. Hatta Sabriye Hanım’ın bu sancılar sırasında “Bir doğsun, yüzüne tokat atacağım” dediği bile söylenmiştir.
Sabriye Hanım, ilk göz ağrısına Pervane anlamına gelen Perran ismini verdi.
Ailenin tek çocuğu olduğu için el bebek gül bebek büyütüldü. Bir dediği iki edilmedi.
Güzel bir çocukluk geçirdi ama bir o kadar da yalnızdı. Çünkü ailesi terbiyesinin bozulmaması için kimseyle görüşmesine izin vermediği gibi, sokağa çıkmasına da müsaade etmedi.
Yaşadığı bu yalnızlık içinde oyuncakları ve evdeki çeşitli eşyalar onun arkadaşları olmuştu. Derdini, sevincini evdeki masanın bacaklarına anlatıyordu. Kendi kendine konuşup, kendi kafasında kurduğu karakterlerin taklitlerini yapıyordu. Küçük Perran, içindeki cevheri yavaş yavaş ortaya çıkarıyordu.
8 yaşına geldiğinde annesi ve babası boşanmasına rağmen, hiç travma yaşamadı. Çünkü Sabriye Hanım ve Rıdvan Bey, dostça ayrılıp, arkadaş kalmasını bildi.
Anne ve babasının yoğun iş temposundan dolayı, 15 yaşına kadar babaannesinin yanında yaşadı.
Aynı odada koyun koyuna yattılar. Birbirlerine çok düşkünlerdi. Hatta babaannesi Perran’ı, Kraliçe Elizabeth’in oğlu ile evlendirme hayalleri kuruyordu. Çünkü onun torunu, canının içi kızı, bir prensesti.
Bir gün annesinin evindeyken, yine kendi kafasında kurduğu karakterlerin taklitlerini yapıyordu. Annesinin arkadaşı durumu fark edince “Konservatuvara yolla bu kızı, harcanmasın” dedi. Fakat, Perran’ın aklında ne oyunculuk ne de konservartuvar vardı. Onun tek amacı Minibüs şoförü Enver’le evlenmekti….
Usta oyuncu, Hürriyet’ten İzzet Çapa’ya verdiği röportajında Enver’i şöyle anlatıyor;
“Öyle biri yok canım. Enver adında bir minibüs şoförüyle evlenmek en büyük hayalimdi. Adamın ismi niye Enver, o da belli değil. Evlenelim, bir gecekonduya yerleşelim, bir divanımız olsun, ben o divanı fırfırlı örtülerle süsleyeyim istiyordum.”
Genç Perran, ailesinin zoruyla, İstanbul Belediye Konservatuvarına kayıt oldu. Fakat İstanbul’dan önce Ankara’ya başvuran Perran sınavlar sırasında ismini bile unuttu. Konservatuvarı o kadar çok istemiyordu ki İstanbul’da eğitimine başladığı sırada okuldan kaçmasın diye yengesi kantinde nöbet bile tuttu. Usta oyuncu o günleri İzzet Çapa’ya şöyle anlatıyor;
“Ankara’da imtihan sırasında o koca sahneye tek başıma çıktım. Hastaydım, ateşim vardı. “Adınız?” dediler... Ulan neydi benim adım? Bir kez daha sordular, benden tık yok. Üçüncü defa “Adınız?” diye bağırdılar, yine cevap alamayınca “Buyrun çıkın” dediler. Adını bilmeyenden hayır mı gelir?”
Zaten istemediği için konservatuvardaki ilk günleri çok sıkıcı geçmiş, hiç sevmemişti. Fakat zaman ilerledikçe alıştı, alıştıkça da sevdi. Henüz öğrenciyken tiyatro sahnelerine adım attı. 1967’de konservatuvardan mezun oldu ve hemen sonra Ulvi Uraz Tiyatrosu’na geçti. Usta oyuncu, ilerleyen yıllarda verdiği bir röportajında şunları söylemişti;
#PerranKutman #PerranKutmanKimdir #HayatBilgisi
Комментарии