filmov
tv
Türk süvari kolordusu

Показать описание
Türk Süvari kolordusu komutanı Orgeneral Fahrettin Altay
(1880 - 26 Ekim 1974)
Kurtuluş Savaşı komutanlarından olan Fahrettin Altay, Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda İzmir'e giren ilk Türk komutandır.
Fahrettin Altay, Kurtuluş Savaşı süresince 12. Kolordu Kumandanı olarak 1920'de Delibaş İsyanı'nın bastırılmasında, Sakarya Meydan Muharebesi'nde, I. ve II. İnönü Savaşları'nda görev aldı.
1921 yılında Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği başarı ile tümgeneralliğe yükseldikten sonra sorumluluğu genişletilerek Kolordu Komutanı yetkisiyle Süvari Grup Komutanğı'na getirildi.
Kurtuluş Savaşı'nın son yılındaki çarpışmalarda Afyon, Alaşehir, Uşak, Altıntaş çevresindeki çarpışmalarda Altay'ın süvarileri büyük hizmet gördü. Kaçış halinde yunan ordusunu kovalayarak İzmir'e giren ilk süvari birlikleri de Altay'ın komutasındaydı. Bu başarılarının sonucu olarak Altay o yıl korgeneralliğe yükseltildi. Süvari kolordu komutanlığının yanı sıra bir ara I. Ordu komutan vekilliği de yaptı.
Anılarında o günleri şöyle anlatır..
""Savaş sırasında üç süvari tümenniden teşkil edilen Süvari Kolordusunun görevi, Büyük Taarruzda piyadelere yardım etmek ve düşmanın tam yenilmesini sağlamaktı. Yunan cephesi tahkim edilmiş olduğundan, süvari yalnız başına bu cepheyi yaramazdı. Esasen topçusu da zayıftı. Her tümende bir dağ bataryamız vardı. Her top sekiz katırla taşınırdı. Bunun için düşünülen iş piyade kolordularımız düşman cephelerini yardıktan sonra süvarinin düşman içine dalmasıydı. Aslında bu hal, ilk savaşa seyirci kalmak demekti
Bu bize biraz ağır geldi. Savaşa aynı zamanda katılabilmek için, süvari tümenlerini, bulunduğumuz mevkie nispetle bize daha müsait hareket imkanı verecek araziye intikal ettirmeyi düşündüm ve bu maksatla harekete geçecek bir yol aradım.
Sinanpaşa Ovasında, Yunan işgalinde, Tokuşlar köyünden Haydar Ağa isminde hamiyetli bir vatanperver bize ara sıra bilgi veriyordu. Buvatandaşın Ahır Dağlarında Yörükmezarı denilen bir gedikten aşan sarp bir patikanın mevcudiyetini öğrendim. Bu gediği düşman gündüzleri tutuyor, gece olunca çekiliyormuş. İşte bu yoldan geçmeyi kurdum ve ordu kumandanına müracaat ettim. Çok muvafık buldular ve o yolda emir verdiler. Başta 1.Tümen, arkasında 14.Tümen olmak üzere 25 Ağustos akşamı bu istikamette yürüyüşe başladık. 2.Tümenimiz on beş kilometre geride olduğu için bizi uzaktan takip ediyordu
İlk darbemizi, düşmanın geçtiğimiz gediği tutmak maksadıyla göndermesi mûtat olan süvari kuvveti yedi. Bu kuvvet kılıçtan geçirildi. Afyon-İzmir demiryoluna kadar ilerleyen keşif kollarımız, telgraf hattını kestiler ve Balmahmuttan cepheye kuvvet gönderildiğini bildirdiler. Hazırlığını tamalayan 1.Tümeni bu istikamete ilerlettim.
Bu sırada, Uşak tarafından, bir düşman kuvvetinin ilerlemekte olduğu haberi geldi. Ona karşı da 14.Tümeni gönderdim. Öğleden sonra 2.Tümen de Sinanpaşa Ovasında toplanmıştı. Oradan Çiğiltepeye yardım emri almıştım. Toplanıp hazırlanmış olan 2.Tümeni de oraya gönderdim. Bu suretle 26 Ağustos günü, uzun ve yorucu bir gece yürüyüşünden sonra düşman gerilerine hakim bir duruma girmiş olmuştuk.
26/27 gecesi, kolorduca, ertesi gün yapılacak iş düşünüldü ve Uşak-İzmir cihetinden düşmanın, trenle cepheye kvvet göndermesi lazım geleceği tahmin edildi. Bu durumda gelecek kuvvetin, indirme istasyonu Küçükköy istasyonu olabilirdi. Bunun için Küçükköy istasyonunu tutmak, düşmanı daha uzak bir istasyonda inmeye mecbur etmek ve saf dışı bırakmak gerekiyordu. Bu vazifeyi 2.Tümene verdim. Düşmanda kendilerince büyük önem taşıyan bu istasyonu takviyeye gelmişti. Muhafızlarla yapılan muharebede biraz zaviyat verdik ama, istasyonu da kullanılmayacak hale getirdik. Buradaki şehitlerimiz arasında, çok kiymetli hizmetleri görülen yedek teğmen İzmirli Yıldırım Kemalin ismi sonradan bu istasyona verildi.
28 Ağustos sabahı erkenden Egretteki 2.Kolorduya ve Afyondan çekilenlere Bayramgazide yaptığımız hücumlarla Resülbaba tepelerinde tutunmak isteyen düşmanın maksadına mâni olduk. Geciken düşman, büyük kuvvetleriyle bize taarruza mecbur oldu. Biraz zayiat verdikse de bu suretle piyadelerimiz yetişerek geciktirdiğimiz düşmanın orada yeni bir mevzi tutmasına mâni oldu. Bozguna sağlam kuvvetlerde karştı ve düşman Dumlupınara doğru çekilmeye mecbur kaldı.
Bu muharebedeki kayıplarımız arasında bulunan 13.Süvari Alayı Kumandanı Binbaşı Galipin büyük hizmeti olmuştur. Savaştan sonra şehit olanların adına Egret köyü civarında, yol kenarında bir sütun dikerek isimlerini yazdırttım. Karayolları da sonradan bu isimleri mermer levhalar üzerine yeni harflerle yazdırmak kadirşinaslığını göstermiş. Gelen geçen yolcular bu isimleri selamlar ve her sene 28 Ağustos sabahı civar köy halkı oraya toplanarak dua eder.
Bundan sonra düşman Dumlupınarda tutunmak istediyse de Sinanpaşa Ovasında ilerleyen 1.Kolordumuz buna fırsat vermemişve Trikopisten evvel Dumlupınara yetişmiştir
(1880 - 26 Ekim 1974)
Kurtuluş Savaşı komutanlarından olan Fahrettin Altay, Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda İzmir'e giren ilk Türk komutandır.
Fahrettin Altay, Kurtuluş Savaşı süresince 12. Kolordu Kumandanı olarak 1920'de Delibaş İsyanı'nın bastırılmasında, Sakarya Meydan Muharebesi'nde, I. ve II. İnönü Savaşları'nda görev aldı.
1921 yılında Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği başarı ile tümgeneralliğe yükseldikten sonra sorumluluğu genişletilerek Kolordu Komutanı yetkisiyle Süvari Grup Komutanğı'na getirildi.
Kurtuluş Savaşı'nın son yılındaki çarpışmalarda Afyon, Alaşehir, Uşak, Altıntaş çevresindeki çarpışmalarda Altay'ın süvarileri büyük hizmet gördü. Kaçış halinde yunan ordusunu kovalayarak İzmir'e giren ilk süvari birlikleri de Altay'ın komutasındaydı. Bu başarılarının sonucu olarak Altay o yıl korgeneralliğe yükseltildi. Süvari kolordu komutanlığının yanı sıra bir ara I. Ordu komutan vekilliği de yaptı.
Anılarında o günleri şöyle anlatır..
""Savaş sırasında üç süvari tümenniden teşkil edilen Süvari Kolordusunun görevi, Büyük Taarruzda piyadelere yardım etmek ve düşmanın tam yenilmesini sağlamaktı. Yunan cephesi tahkim edilmiş olduğundan, süvari yalnız başına bu cepheyi yaramazdı. Esasen topçusu da zayıftı. Her tümende bir dağ bataryamız vardı. Her top sekiz katırla taşınırdı. Bunun için düşünülen iş piyade kolordularımız düşman cephelerini yardıktan sonra süvarinin düşman içine dalmasıydı. Aslında bu hal, ilk savaşa seyirci kalmak demekti
Bu bize biraz ağır geldi. Savaşa aynı zamanda katılabilmek için, süvari tümenlerini, bulunduğumuz mevkie nispetle bize daha müsait hareket imkanı verecek araziye intikal ettirmeyi düşündüm ve bu maksatla harekete geçecek bir yol aradım.
Sinanpaşa Ovasında, Yunan işgalinde, Tokuşlar köyünden Haydar Ağa isminde hamiyetli bir vatanperver bize ara sıra bilgi veriyordu. Buvatandaşın Ahır Dağlarında Yörükmezarı denilen bir gedikten aşan sarp bir patikanın mevcudiyetini öğrendim. Bu gediği düşman gündüzleri tutuyor, gece olunca çekiliyormuş. İşte bu yoldan geçmeyi kurdum ve ordu kumandanına müracaat ettim. Çok muvafık buldular ve o yolda emir verdiler. Başta 1.Tümen, arkasında 14.Tümen olmak üzere 25 Ağustos akşamı bu istikamette yürüyüşe başladık. 2.Tümenimiz on beş kilometre geride olduğu için bizi uzaktan takip ediyordu
İlk darbemizi, düşmanın geçtiğimiz gediği tutmak maksadıyla göndermesi mûtat olan süvari kuvveti yedi. Bu kuvvet kılıçtan geçirildi. Afyon-İzmir demiryoluna kadar ilerleyen keşif kollarımız, telgraf hattını kestiler ve Balmahmuttan cepheye kuvvet gönderildiğini bildirdiler. Hazırlığını tamalayan 1.Tümeni bu istikamete ilerlettim.
Bu sırada, Uşak tarafından, bir düşman kuvvetinin ilerlemekte olduğu haberi geldi. Ona karşı da 14.Tümeni gönderdim. Öğleden sonra 2.Tümen de Sinanpaşa Ovasında toplanmıştı. Oradan Çiğiltepeye yardım emri almıştım. Toplanıp hazırlanmış olan 2.Tümeni de oraya gönderdim. Bu suretle 26 Ağustos günü, uzun ve yorucu bir gece yürüyüşünden sonra düşman gerilerine hakim bir duruma girmiş olmuştuk.
26/27 gecesi, kolorduca, ertesi gün yapılacak iş düşünüldü ve Uşak-İzmir cihetinden düşmanın, trenle cepheye kvvet göndermesi lazım geleceği tahmin edildi. Bu durumda gelecek kuvvetin, indirme istasyonu Küçükköy istasyonu olabilirdi. Bunun için Küçükköy istasyonunu tutmak, düşmanı daha uzak bir istasyonda inmeye mecbur etmek ve saf dışı bırakmak gerekiyordu. Bu vazifeyi 2.Tümene verdim. Düşmanda kendilerince büyük önem taşıyan bu istasyonu takviyeye gelmişti. Muhafızlarla yapılan muharebede biraz zaviyat verdik ama, istasyonu da kullanılmayacak hale getirdik. Buradaki şehitlerimiz arasında, çok kiymetli hizmetleri görülen yedek teğmen İzmirli Yıldırım Kemalin ismi sonradan bu istasyona verildi.
28 Ağustos sabahı erkenden Egretteki 2.Kolorduya ve Afyondan çekilenlere Bayramgazide yaptığımız hücumlarla Resülbaba tepelerinde tutunmak isteyen düşmanın maksadına mâni olduk. Geciken düşman, büyük kuvvetleriyle bize taarruza mecbur oldu. Biraz zayiat verdikse de bu suretle piyadelerimiz yetişerek geciktirdiğimiz düşmanın orada yeni bir mevzi tutmasına mâni oldu. Bozguna sağlam kuvvetlerde karştı ve düşman Dumlupınara doğru çekilmeye mecbur kaldı.
Bu muharebedeki kayıplarımız arasında bulunan 13.Süvari Alayı Kumandanı Binbaşı Galipin büyük hizmeti olmuştur. Savaştan sonra şehit olanların adına Egret köyü civarında, yol kenarında bir sütun dikerek isimlerini yazdırttım. Karayolları da sonradan bu isimleri mermer levhalar üzerine yeni harflerle yazdırmak kadirşinaslığını göstermiş. Gelen geçen yolcular bu isimleri selamlar ve her sene 28 Ağustos sabahı civar köy halkı oraya toplanarak dua eder.
Bundan sonra düşman Dumlupınarda tutunmak istediyse de Sinanpaşa Ovasında ilerleyen 1.Kolordumuz buna fırsat vermemişve Trikopisten evvel Dumlupınara yetişmiştir
Комментарии